hükümet 2023 eğitim vizyon belgesini açıkladı.
hoş... ben vizyon filan göremedim açıklanan belgede.
mallığımdandır zaar.
aslında söyleyemedikleri ;
“eğitimin içine nasıl ettik...”
“şimdi nasıl toparlarız...”
“günü nasıl kurtarırız.”
vizyon dedikleri bu.
ne bir radikal karar...
ne bir devrim sayılabilecek uygulama...
ne de insan yetiştirmek üzerine atılmış bir adım var.
tartışmaların temel konusu içerik.
vaaaaayyyy efendim atatürke üç sayfa yer verilmiş...
vaaaayyyy efendim dinimiz yeterince öğretilmiyormuş...
vs...vs...vs...
yaaa arkadaş...
sistemin kendisi boktan.
içeriği nasıl olursa olsun...
ne öğretirsen öğret...
sistem kötü yahu.
sorun olan sistem...içerik değil.
bi gör artık bunu.
dedim ulan benim vizyonum onlara beş basar yahu.
işte benim 3023 eğitim vizyon belgem.
2023 e yetişmez...
biraz döt ister çünkü bunları hayata geçirmeye.
o “döt” de şu an ki nesilde yok.
umudumuz henüz doğmamış nesillerde.
başlayalım.
öncelikle eğitime başlama yaşı sekiz olacak.
bir sene anaokulu...
dokuz yaşında ilköğretime başlayacak.
nereye yetişiyoruz???
neyi kaçırıyoruz???
kimle yarışıyoruz ki....
koştur koştur çocuklarımızı üç dört yaşında...
sabahın köründe...
yataklarından jiletle kazıyıp kaldırarak yollara düşüyoruz?
okul öncesi eğitime SON veriyoruz.
“okul öncesi eğitim” kavramını bulan şahsı...
bunca yıldır çocuklarımız yaptığı işkence nedeniyle...
gözlerinden öperek kıçına tekmeyi basıyoruz.
okul öncesi eğitimi...
babası-annesi olarak ben veririm kardeşim.
ama önce o çocuğun mutlu olması gerek.
üç,dört yaşındaki hiç bir çocuk...
sabahın köründe uyandırıldığı için mutlu olmaz.
haaaa...
şimdi diyecekler ki...
e ama ebeveynler işe gidiyor,çocuğa kim bakacak?
valla bu sosyal ve ekonomik bir sorun.
çözümü ise;çocuğu sabahın köründe kalkmaya mecbur etmek değil.
çocuğun hayatı senin sosyal yaşamına göre düzenlenemez.
bu kadar.
ikincisi...
her çocuğun metabolizması farklı.
sen her çocuğu sabahın köründe kalkmak zorunda bırakamazsın.
ilköğretimde...
çocuk saat kaçta kalkarsa...
o zaman okula gidecek.
sekizde kalkarsa,sekizde...onda kalkarsa,onda.
sınıflar olmayacak.
derslikler olacak.
matematik dersliği,türkçe dersliği,yabancı dil,fen dersliği vs.
öğretmenler sabah başlayacaklar kendi branşlarındaki dersliklerde...
akşama kadar her ders...
aynı konuyu anlatacaklar.
çocuk istediği ders saatinde...
girecek dersliğe ve o derste anlatılan dersi dinleyecek.
isterse akşama kadar aynı dersi alabilir.
isterse ,istemediği derse girmez.
isterse sabah kalkıp gelir ve derslere girip öğlen çekip gider...
isterse öğlen gelir akşama kadar istediği derslere girer.
tamamen çocuğun insiyatifine kalmış yani.
yabancı dil dersini sevmiyorsa hiç girmez.
müziği seviyorsa akşama kadar müzik dersine girer.
böylece...
çocuk kendi eğilimi ve yeteneğine göre...
istediği dersleri alır ve kendini o alanda yetiştirir.
haaa...
yine şimdi itirazlar geldi.
disiplin nasıl olacak?
bi gidin yaa...
ne disiplini?
disiplin dediğin şey ; senin koyun yetiştirme tarzın.
e ama çocuklar koyun değil...
çocuk yetiştiriyoruz.
sen o bilinci anne baba olarak verirsen...
disiplini ve kuralları da o çocuk belirler.
korkma...
senden daha iyi becerirler :)
üçüncüsü...
çocukların geleceğini belirleyen sınav olmayacak.
üniversite dahil...
eğitimin hiç bir alanında...
not verilecek bir sınav olmayacak.
sınav sadece çocuğun durumunu görmek için...
ölçme ve değerlendirme amaçlı yapılacak.
çocuk aldığı nota göre değil...
istediği alana göre yönlendirilecek ve desteklenecek.
yine itirazlar geldi.
diyorlar ki...
çok para kazanabileceği bir dalda eğitim yapmasını istiyoruz.
statüsü yüksek...prestijli bir mesleği olsun.
mesela doktor olsun.
neden?
çocuk tıp sevmiyorsa...
veya matematik,biyoloji,kimya alanında yetenekli değilse...
neden ille de çok para kazanacak diye doktor olmasını istiyoruz ki?
manyakmıyız?
manyağız.
o mesleklere satatüyü veren de...
o mesleği yapana çok para verende biz değilmiyiz?
o zaman biz değişeceğiz önce.
işte memleketi bugün bok götürüyorsa...
kusura bakma ama...
bizim yüzümüzden canım kardeşim.
artık bakış açını değiştir.
herkes mühendis olmak zorunda değil.
herkes avukat olmak zorunda değil.
ama insan olmak zorunda.
işte bizim eğitimden anladığımız bu olmalı.
bütün hesabı kitabı buna göre yapmak zorundayız.
bak etrafına...
bugün bizi yöneten insanlardan memnun musun?
değilsin.
kim yetiştirdi onları?
biz.
demek ki önce biz değişeceğiz.
veya önce hepimiz öleceğiz.
farkında mısın...
bizi korkuyla yönetiyorlar.
ve bu korkuyu...
taaaa ana okulunda beri vermeye başlıyorlar.
notla korkutuyorlar...
başarısız olmakla korkutuyorlar...
devamsızlıktan sınıfta kalmakla korkutuyorlar...
farklı olmandan korkuyorlar.
tek tip giydirip...
koyun olmaya itiraz etmenden korkuyorlar.
konuşmandan...
itiraz etmenden...
sorgulamandan...
araştırmandan...
düşünmenden korkuyorlar.
-susun bakayım çocuklar.
-2X2 = 4
-ahanda öğrettim.
-bunu soracağım.
-bildin...bildin.
bilemedin...otur sıfır.
sen başarısızsın diyorlar.
başarılı olmak her şeyden önemli.
başarının göstergesi ne?
not.
şimdiki eğitimin temeli bu.
oysa mutluluğun temeli başarı olmamalı...
başarının temeli mutluluk olmalı canım kardeşim.
çok korkuttular bizi.
özgür düşünebilecek beyinlere sahip değiliz.
beyinlerimizi korkuyla ele geçirdiler.
işte o yüzden...
sizlerin beni anlamasını beklemiyorum zaten.
ben bile anlamıyorum kendimi zaten.
bizden sonra gelecek nesiller için yazıldı zaten bu yazı.
bir gün...
ama mutlaka bir gün...
eğitim ; işte aynen yazdığım gibi olacak.
olmalı.
buna yürekten inanıyorum.
Hamdi ÖZGÜN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder