4 Mayıs 2019 Cumartesi

buraya kadar...

yüz yüze görüşmediğim...
yüzünü bile görmediğim.
yüzümü bile görmeyenler.
yolda görsem tanımayacağım.
yolda görseler tanımayacaklar.
hatırlamadıklarım.
hatırlamayanlar.
görüştüğümüzde sarılamayacaklarım.
sarılmayacaklar.
içten...
yürekten...
merak ettiğim için gerçekten...
nasılsın?
diye sormadığım.
içten...
yürekten...
merak ettiği için gerçekten...
nasılsın?
diye sormayanlar.
sorsa bile...
nasıl olduğumu tam anlatacakken...
dinlemeyerek...
nasıl olduğum umurunda olmadığı için...
laf ola beri gele tarzında sorduğunu dahi...
belli etmemeye çalışmak için...
uğraşmayı bile göze almayıp...
lafı ağzıma tıkayanlar.
hiç bir şey paylaşmadığım.
hiç bir paylaşımını merak etmediğim.
hiç bir paylaşımımı merak etmeyenler...
paylaştıklarımı...
zahmet edip okumayanlar.
hiç bir şey veremediğim.
hiç bir şey alamadığım.
beni geliştirmeyen.
gerginleştiren.
tek bir kitabını dahi okumadığı insanların...
tek cümlesini paylaşıp...
bir halt ettiğini zanneden.
bilmekten çok...
zannetmeyi yeğleyen.
bundan yüzyıllarca önce yaşamış düşünürlerin düşüncelerini...
eleştirilemez sananlar.
eleştirince "ulan sen de kimsin" diye tavır yapanlar.
kendilerini...
yüzyıllarca önce yaşamış düşünürlerden daha geri zekalı sananlar.
hayatı kitaplardan bile değil...
iki satırlık laflardan öğrenileceğini sanıp...
"ben oldum" diye ortalıkta dolananlar. 
ayakları toprağa değmeden...
üstüne horoz çıkmadan...
eşelemeden,gagalamadan...
güneşe hasret doğan...
ve güneşe hasret giden çiftlik tavukları gibi yaşayıp...
hayatı sadece kümesten ibaret zanneden zavallılar.
insanlara güvenmenin...
ne kadar büyük bir hata olduğunu savunan...
insanı yeryüzünde...
en son güvenilecek varlık olarak gören...
hayatı boyunca...
henüz daha kayda değer hiç bir şey yaşamamışken...
görmemişken...
kaybetmemişken...
bir dostu kendisine ters gelen bir laf etti diye...
tüm insanları...
insanlığı silip atan.
bunu yaparken kendini erdemli bir insan sanan.
sonra dönüp...
beni insan yerine koyup selam yazan.
"seni önemsemeyeni sen hiç önemsemeyeceksin"
"bırak sittirolsun gitsin,dönerse senindir"
şunları hayatından çıkart...
bunları kapına bile yaklaştırma...
ya boşver insan denen yaratığı...
gel sen sanala takıl gibi...
ipe sapa gelmez düşünceleri...
dik duruş zanneden omurgasızlar.
cüssesinden büyük...
iki kallavi laf edip...
beğenilmesini bekleyen.
beğenmezsen küsen.
resimli olmayan uzun yazıları okumayıp...
sadece başlık okurluğu yapan.
onu dahi anlamayan.
düşünmeyen...
sorgulamayan...
araştırmayan...
ama sürekli bişeyler paylaşan.
yapmazsa yaşamı ıskaladığını düşünüp...
telaşa kapılarak...
şapşal bir yüz ifadesi takınıp...
selfi çekmek için kıçını yırtan.
belli ki...
moda diye önüne ne koysalar..
bok varmış gibi üzerine atlayan.
insanları yerin dibine sokup...
hayvanlara methiyeler düzerek...
kendisinin ne kadar da matah bişey olduğunu sanıp...
bundan kendine paye çıkartarak...
masturbasyon yapan.
bilimsel anlamda...
elma ile armudu toplamanın mümkün olmadığını bildiği halde...
insan ile hayvanı aynı potada değerlendirip...
hayvanları muhteşem canlılar...
insanları tu kaka yapan.
sonra da utanmadan yüzüme bakan.
yazdığım bir şeyi beğendiğinde...
kendimi sorgulamama neden olacak...
ulan benim yazımı beğendi...
yoksa ben de mi hayvanım?
sorusunu aklıma getirten.
derdimi anlatamadığım...
derdini anlayamadığım.
paylaştıklarını eleştirdiğimde kızan.
beğenilmenin dışında hiç bir seçeneği kabul etmeyen...
sanal alemde olur böyle şeyler...
o kadar insanın içinde neden eleştiri yapıyorsun...
o yorumu geri al diye sitem eden.
olduğu gibi görünmeyen...
göründüğü gibi olmayan...
tuhaf insanlar.
iyi eğitimli...
donanımlı...
çağdaş...
entellektüel birikime sahip...
dininin hiç bir şartını yerine getirmeyen...
ancak...
sürekli dini ve ulvi! sözleri paylaşan...
her cuma günü "hayırlı" cumalar"...
her kandilde "hayırlı kandiller" paylaşımını asla unutmayan...
beni "hayırlı" kelimesinden nefret ettiren...
ne idüğü belli olmayan...
sadece kendini tatmin eden...
sanal alemin,sanal müslümanları.
hadi bir adım öte gideyim...
size yakışır kıçımın kenarları.
aslında kimse merak etmediği halde...
gittiği her yeri gözümüze sokanlar.
her gün bir resim paylaşanlar.
beğenmezsen küsenler.
kendini olduğundan farklı gösterme çabası içinde olanlar.
kendi olamayanlar.
sadece alemleri değil...
kendileri de sanal olanlar.
yediklerini içtiklerini paylaşanlar.
sürekli pozitif duygular üfllemeyi bi halt sananlar.
sürekli negatif duygular yükleyip ızdırap içinde kıvrananlar.
sürekli mutlular.
sürekli mutsuzlar.
iki satırdan fazla yazı yazamadığı için...
iki satırdan fazla yazıları okumayanlar.
okusa da anlamayanlar.
edebiyattan...
felsefeden...
sanattan,bilimden...
sosyolojiden,tarihten tek kelime etmeyenler.
varsa yoksa devrim.
varsa yoksa memleketin içine ettiler...
varsa yoksa...
aaah! o eski günler ah...
modundan bir türlü çıkamayanlar.
sürekli iktidara küfür edenler.
sürekli iktidara yalakalık edenler.
kendine güvenmeyen...
güvenmediği içinde herkesi kötü sanan kötüler.
aynaya bakmayanlar.
aynaya bakıp kendini bi halt sananlar.
benim oyum dağdaki çobanın oyu ile bir değil deyip...
ardından da...
bu memleketi cahiller batırdı diyerek...
bütün sorumluluğu çobanlara yükleyenler.
herkeseten daha vatanseverler...
herkesten daha dindarlar...
herkesten daha devrimciler...
herkesi anlarımda...
anlayamadığım...
kraldan çok kralcı kesilen...
devrimciden dönme chp ciler.
herkesten daha bilmem neciler.
sosyal paylaşım siteleri olmasa...
konuşacak kimseyi bulamayıp...
çük gibi ortada kalacak olanlar.
sosyal paylaşım sitelerini...
dünyanın olmazsa olmazı sananlar.
yalancılar,dolancılar,dalkavuklar.
e biraz da orospular.
buraya kadar.

Hamdi ÖZGÜN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder