4 Mayıs 2019 Cumartesi

bunlar da var...

Eğmişim boynumu.
Gözlerim tek bir noktada sabit.
İçimde yıkıntılar.
Yüzümde utancın verdiği kızarıklık.
Gözlerimden aşağıya bir türlü süzülemeyen iki damla yaş.
Yüreğimde ya çocuklar duyarsa diye panik.
Karşımda ağzına ne gelirse söyleyen karım.
Bir zamanlar aşık olduğum,evlendiğim kadın.
Çocuklarımın annesi.
Şimdi...
Birlikte olduğumuz yıllar boyunca duymadığım işitmediğim hakaretleri yapan...aynı kadın.
Artık söylediklerini duymuyorum.
Aklım çocuklarda.
Duymasınlar.
Duymasınlar babalarının bu denli aşağılandığını.
Ben onların kahramanı değilmiyim.
Hastir.
Kahraman mı kaldı.
Yüzüne söylemedi mi sevdiğin kadın...
Ne kahramanı be...senden bi bok olmaz diye.
İşte şu an içinde bulunduğum an...söylediğinin kanıtıdır.
Benden bi bok olmaz.
Yine de duymasın istiyorum.
Duymasın çocuklarım.
Karşımdaki kadın susmak bilmiyor.
Bitsin istiyorum bir an önce.
Bu işkence bitsin.
Ama susmuyor.
İçeriye kulak kabartıyorum.
Ses gelmiyor.
Demekki sindiler bir köşeye...dinliyorlar tüm söylenenleri.
Yüreğim burkuluyor.
Acımıyor artık.
Ama burkuluyor.
Biraz alçak sesle hakaret etse diye geçiriyorum içimden.
Ne çok bağırıyor.
Çocuklar duyuyor hepsini.
Kalkmak istiyorum artık.
Hatta kaçmak.
Hatta yerin dibine girip bir daha çıkmamak.
Bitti mi diyebiliyorum sadece.
Kısık ve yıkılmış bir sesle...bitti mi?
Bitti defolabilirsin diyor kadın.
Ben sadece bitti kısmını önemsiyorum.
Kalkıp içeri odaya gidiyorum.
Oğlum ders yapıyor.
İçeri girdiğimde kaldırıp başını yüzüme bakmıyor.
Bir şey söylemek istiyorum.
Kelime bulamıyorum.
Tam çıkarken...
"Bir kadın tam üç kez aradı,biz de onu dört kez" diyor.
Duruyorum arkamı dönmeden.
Sözlerindeki serzeniş ve kızgınlığı hissediyorum.
Bişey söylemek istiyorum.
Söyleyemiyorum.
Çıkıp salona gidiyorum.
Kızım resim yapıyor.
Girdiğimi görünce baba diye bacaklarıma sarılıyor...
Gel birlikte resim yapalım diye.
Sigara içip geleceğim diyorum.
Balkona çıkıp bir sigara yakıyorum.
Çekip gitmek istiyorum...
Sadece gitmek.
Mutfaktan sinirle kapatılan kapıların dolap kapaklarının sesini duyuyorum.
Tekrar kalkıp oğlumun odasına gidiyorum.
Ben biraz senin yatağına uzanacağım diyorum.
Tamam baba diyor,kitaplarını alıp salona gidiyor ışığı kapatıp.
Uzanıyorum.
Gariptir...
Aptal saptal şeyler düşünüyorum uzunca bir süre.
O gün yaşananlarla ilgili hiç birşey düşünmüyorum.
Galatasaray maçı,arda turan vs.
Bir tuhaflık var ama ne?
İçerden kızın sesini duyuyorum
Babam nerde diyor.
İçeride zıbarıp yattı diyor annesi...
Kızıyor.
Babama öyle diyemezsin diyor kızım...sanki canımın daha fazla yanmasına gönlü razı olmuyor.
Ufak bir tartışma oluyor aralarında annesiyle.
Kapının açıldığını duyuyorum
Arkam dönük yatarken.
Kızım sesleniyor baba diye.
Ardından oğlum geliyor.
Gel babayı rahatsız etme uyuyor diyor.
Kızım başıma dokunuyor.
Uyuyormusun baba diye son kez soruyor.
Cevap vermiyorum.
Uyuma numarası yapmaya devam ediyorum.
Ağladığımı görsün istemiyorum.
Çıkıyorlar dışarı.
Ne kadar zaman geçti bilmiyorum.
Oğlum gelip üstüme birşey örtüyor.
Giderken omuzuma dokunuyor bir kaç saniye.
Üzülme baba der gibi.
Ne kadar ağladım ne kadar düşündüm ne kadar öylece kıpırdamadan durdum bilmiyorum.
Ne zaman uyuduğumu hatırlamıyorum.
Sabah kalktım.
Saat altı.
Oğlum benim yattığım kanepede yatmış.
Kız aynı yerinde.
Sabah...
Herkes uyurken usulca çıkıp gitmek için erkenden kalkıyorum.
Yüzümü yıkıyorum.
Başımı kaldırıp aynaya bakıyorum.
Kendimden korkuyorum bir an...göz bebeklerim yok !
Yok olmuş.
Gözlerimdeki ışığın söndüğünü anlıyorum o an.
Önemsemiyorum.
Yüreğim yok olmuş.
Gözlerim ne ki...
Dışarı çıkıyorum .
Her sabah çıkmadan önce mutlaka çocukların başlarından öperek çıkan ben...
İlk kez kimseye dokunmadan kendimi sokağa atıyorum.
Hava soğuk değil...ama üşüyorum.
Seviniyorum üşüdüğüme...
Demek ki yaşıyorum.
Not düşülsün tarihe diye yazıyorum.
Kızım...
Oğlum...
Çocuklarım...
Yaşadıklarımdan değil...
Sadece sizden utanıyorum.

Hamdi ÖZGÜN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder