erkek egemen dünya da...
feodal toplumun en ilkel duygu ve davranış biçimi olan kıskançlık nedeniyle...
kadına şiddet uygulayan...
hatta öldüren biz öküzleredir bu yazı.
sosyal ve kültürel gelişimin genlerinde...
günümüze kadar gelmiştir ne yazık ki.
ne kadar çağdaş...
ne kadar entellektüel...
ne kadar modern yaşam standartlarına kavuşsak da...
bu ilkel duyguyu hiç yenemedik.
kadını mal gibi...
kendi malı gibi gören erkek...
'güç' uğruna...
bu duyguyu hep cebinde taşıdı nesiller boyu.
ve hep kadına şiddet uyguladı.
şimdi okuyacağınız hikaye...
gerçek bir yaşamdan alınmış,
sıcacık...
insanca duygularla yüklü...
Sunay Akın'ın yazdığı...
onurlu ve koca bir yaşamın kısacık kesitidir.
1920 li yılların Türkiyesin de...
fakir ülkemin,fakir insanlarının yaşadığı bir köyde...
tek göz odalı bir fakirhanede karı koca uyumaktadırlar.
daha doğrusu adam uyumaktadır.
kadın...
kocasının derin uykuya dalmasını beklemektedir.
yüreği heyecan dolu...
bir yanında vicdan azabı...
diğer yanında sevdiği adama kavuşma sevinci...
karmakarışık duygularla zamanın geçmesini beklemektedir.
emin olduktan sonra kocasının derin uykuya daldığına...
usulca kalkar yatağından.
elbiselerini giyinir sessizce.
akşam yatmadan önce hazırladığı bir kaç parça eşyasını koyduğu çıkınını koluna takar.
ayakkabılarını eline alarak sessizce bahçeye aşılan pencereden çıkar.
kırk adımlık bahçenin sonundaki ağacın altında sevdiği adam beklemektedir.
o kırk adımlık yol...
kırk yıllık sürede alınmış gibi gelir kendisine.
göz göze gelirler.
kadın ayakkabılarını giyer.
fakat içinde bir şey vardır ayağını rahatsız eden.
ayakkabısını tekrar çıkartıp...
ayağını rahatsız eden şeyden kurtulmak ister.
adam izin vermez.
bir an evvel burdan uzaklaşmalıyız,şimdi sırası değil der.
el ele tutuşurlar...
tek laf etmeden hızlıca uzaklaşırlar.
ancak kadın rahat değildir ayakkabının içinde.
soluklanmak için ilk durdukları yerde...
toprağa oturur ve ayakkabılarını çıkartır.
elini ayakkabının içine sokarak...
kendisini rahatsız eden şeyi çıkartır.
bir tomar para vardır elinde.
adama bakar anlamsızca.
adam sessizce olup biteni izlemektedir.
kadın başını kaldırıp geldiği yöne doğru...
sanki görecekmiş gibi...
yatağında uyurken bıraktığı adamın evine doğru bakar.
yüreğinde umutlar...
elleri sevdiğinin elinde...
gözlerinde iki damla yaş.
anlamıştır.
yüreği cızz eder.
tek kelime etmeden...
ayakkabılarını giyer ve umuda yolculuğuna devam eder.
adam...
herşeyin farkındadır.
gündüz yapılan hazırlıkların...
karısındaki anlamsız heyecanın...
ve bu gecenin son geceleri olduğunun...
herşeyin ama herşeyin farkındadır.
yüreğindeki hüzün...
çaresizlik...
belki kızgınlık,öfke...
yıkılmışlık...
nefret,kin,vefa,vicdan...
insana özgü her çeşit his...
belki hepsi...belki hiçbiri.
karmakarışıktır.
ama hiç bir his...
onun insan gibi davranmasına engel olamamıştır.
bunca yıl bana baktı.
yudu yıkadı.
önüme bir tas çorba koydu.
çamaşırlarımı,evimi barkımı temizledi.
hastalandığımda hep yanımda oldu.
tarlada,bostanda,ahırda...
olması gereken her yerde oldu.
allahtan korkarım.
beni münafıka hiç muhtaç etmedi.
çok kahrımı çekti.
şimdi vefa zamanıdır.
madem gönlü başkasına düşmüştür...
varsın gitsin yüreğinin götürdüğü yere.
gitsin de...
kurda kuşa,ite köpeğe muhtaç olmasın.
bu para hiç değilse bir süre ona yeter.
diyerek...
parayı farkettirmeden karısının ayakkabısının içine koymuştur.
bu yürekli insan...
gözleri görmese de...
duygularını silaha değil...
sazına sarılarak anlatan...
yiğit anadolu insanı Aşık Veysel den başkası değildir.
önünde saygıyla eğiliyorum koca çınar.
sen...
erkek egemen feodal kültürün...
en ilkel duygusu olan kıskançlığı...
ve kadına şiddet uygulamayı aklına bile getirmemiş...
yüreği kocaman...
yüreği insan...
Aşık Veysel sin.
gerçek yaşamından alınan bu kesitin...
okullarda,ders kitaplarında gençlerimize anlatılması gerekirken...
bırakın ders kitaplarında...
Aşık Veysel'i anlatan pek çok kitapta dahi bu ayrıntıya yer verilmez.
yazmazlar.
yazamazlar.
yürekleri yetmez.
oysa...
hepimizi toplasan...
Aşık Veysel'in yüreği kadar etmez.
ama biliyormusun...
ben oğluma,kızıma seni anlatıyorum büyük usta.
kızına oğluna...
belki birileri daha anlatır diye yazıyorum bu yazıyı.
gözümüzün önündeki değerlerimizi görmeyen...
nirvanaya ulaşmak adına...
tibet rahiplerinden medet uman insanlar...
biliniz.
biliniz ki...Sivas Şarkışla da...Aşık Veysel var.
Hamdi ÖZGÜN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder