bazen...
istemesen de...
yapman gereken şeyler olacaktır hayatında.
kendin için...
başkası için...
insan için.
hayvan için.
aşkın,inancın,düşüncen,duyguların,sevdiklerin,ilkelerin...
yani senin için değerli herhangi bir şey için.
belki de boynunu büküp...
birisi senden yapmanı talep edecek.
veya kimse senden bir talepte bulunmamışken...
tamamen kendi iradenle...
sana göre yapman gerekeni yapacaksın.
buna fedakarlık diyorlar.
beyninle yüreğinin en zorlu kavgasının sonucudur...
bir şey için fedakarlık etmeye karar vermek.
yüreğin..."kalk gidelim" der.
beynin..."bok yeme otur oturduğun yerde."
beynin seni korumaya kodlanmıştır.
bir mikrop girse vücuduna...saldırır.
bu refleks genetiğinde vardır.
her bi halt kontrolünde olsun ister.
bir yüreğe söz geçiremez beyin.
yürek asidir...
yürek...pervasız ve başına buyruk.
hava buz gibi soğuk.
oturmuş kenarda bir köşede denizi seyrederken...
küçük bir çocuğun azgın dalgalara düştüğünü görürsün.
ilk şoku atlattıktan sonra...
atlamak için denize,ayağa fırlarsın hemen.
beyin anlamıştır atlayacağını.
itiraza başlar hemen.
sakın ha...sen de boğulursun atlarsan.
hem boğulmasan da...buz gibi havada zatürre olursun.
ben de seninle uğraşmak zorunda kalırım.
bak ardında seni bekleyen çocuklarını düşün.
otur aşağı hemen.
kahramanlığın lüzumu yok.
hem tek kahraman senmisin...
konuşur durur.
dinlemezsin.
kes sesini dersin.
kes sesini geri zekalı...
çocuk ölüyor.
ve dalarsın sulara.
beynin de ardından mecburen.
madem engel olamadık...
yardımcı olalım bari.
hadi bakalım hücrelerim...
şu salağın kurtulmasına yardım edelim.
o ölürse bizde ölürüz yoksa geri zekalılar...
çabuk!
çıkarsın sudan.
çocuğu kurtarmanın mutluluğu yayılmıştır yüzüne.
donmakta olduğunu farketmezsin bile.
beyin başlar tekrar... vıdı vıdı vıdı.
ben sana demedim mi zatürre olacaksın diye.
bi sus ya...bi sus.
susmaz.
o bildiğini okur.
hatta içinden...
seni bu duruma düşüren...
ve o sırada sıcak tek organın olan yüreğine...
okkalı küfürler savurur.
beynin...
sen ne zaman onun beklemediği...
verilerinin öngörmediği bir hareket yapmaya kalksan...
karşına dikilir.
didişir durursun.
yaşamın boyunca bu kavga sürer.
vicdan dır bu.
vicdan...
yüreği ile beyni dost olmayan insanların işidir.
hani..kolay da değildir.
zor ve meşşakatli bir yol izlemen lazım.
gırtlak gırtlağa...
kafa göz yara yara...
çatır çatır kavga ederek beyninle...
ve kazana kazana...
vicdanlı bir insan olursun.
ki...olmalısın zaten.
beyniyle ömür boyu dost olan insanın yaşamı daha kolay olabilir.
bu seni yanıltmasın.
tamam kabul...zor olmasın.
kıyamam.
ama zorlu bir yaşamın olsun.
bunun için...
öğreteceksin şerefsiz beynine.
göğsünde söz geçiremeyeceği çatal bir yürek olduğunu bilecek.
bulaşmayacak yüreğine.
ve öğrendikce...
muhakeme yeteneği gelişecek.
muhakeme yeteneği geliştikce...
adaletli olmayı öğrenecek.
bunların hepsi senin elinde.
yani yüreğinde.
fedakarlık...
vicdanlı insanların becerebileceği bir eylemdir.
ilk başta...
yaptığın şeyin fedakarlık olduğunu bilmezsin...
farketmezsin muhtemelen.
hatta karşıdaki bile farketmez bazen...kendisi için yapılan fedakarlığı.
çünkü hesap kitap işi değildir fedakarlık.
dolayısıyla sebep-sonuç ilişkisi kurmazsın.
aldırış etmezsin sonucun ne olacağına...
düşünmezsin sonucunu.
düşünsen bile.
sadece o an,yapman gerekeni yaparsın.
sonra...kaldırıp çöpe atarsın.
unutursun.
ve bir gün...
geriye dönüp bakman gereken an gelir.
bakarsın.
işte ancak o zaman...
yapılanın fedakarlık olduğunu anlarsın.
“vay be !” dersin...
neleri feda etmişim.
aklından hesap kitap yaparsın.
bu arada beynin vurur kafana kafana.
ben sana dememişmiydim der.
değermiydi der.
kes sesini dersin beynine.
ben yaptım,cezasını da çekmeye hazırm dersin.
kızarsın.
kaybettiklerini...kazandıklarını...
toplarsın bölersin çarparsın çıkartırsın.
ve kocaman bir sonuç çıkar önüne.
işte o sonuç...
senin vicdanlı,merhametli,adaletli,onurlu,ilkeli...
yani erdemli ‘insan olmak’ yolunda attığın...
her bir adımın faturasıdır.
ödediğin faturanın bedeli yüksek de olsa...
sitem etme kızım.
inan bana...
karşılığı sana...
"‘insan" olarak dönecektir.
varsın yürüdüğün yolda...
cebinde ödenecek faturan...
sırtında kalleşin olsun.
sen inatla yüreğinde insan biriktirmeye devam et.
ne kalleşten kork...
ne de kaybetmekten.
sen kaybetmesini bilmeyen insandan kork.
çünkü kaybetmek...
ölmez de yaralı kurtulursan eğer...
değeri ölçülemeyecek kadar büyük bir servettir farkında olan insan için.
oysa kaybetmeyen insanın cebi şişkin olsa da...
yüreği fakirdir.
yüreği fakir insan...tehlikelidir.
kalleşin ise...
aşısı yok.
reçetesi yok.
arasan ansiklopedi de bile bulamazsın kelime anlamını.
tarifi yok.
ama öğrenebilirsin.
kitaplardan değil.
kitaplar yazmaz.
bizzat yaşayarak öğrenebilirsin.
nasıl mı kızım...
mesela karşındaki insan...
aniden...
durup dururken...
"kalk gidelim" dediğinde.
nereye?
diye soruyorsan eğer.
kalkmadan önce...
bir kez daha düşün.
karşındaki insan...
aniden...
durup dururken...
"kalk gidelim" dediğinde...
yüreğinde tarifsiz bir telaş...
gözlerinde mutluluğun parıltısı...
ellerinde anlamsız terlemeler...
ve titreyen bacaklarınla...
sorgusuz...
ve beynin bütün itirazlarına rağmen...
ondan önce koyuluyorsan yola...
korkma.
çünkü...
gittiğin yer değil...
kiminle gittiğin önemlidir.
ve bu tecrübe sana...
yoldaşı da,kalleşi de öğretecektir.
Hamdi ÖZGÜN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder