yemek sosyal bir olgudur.
içinde bulunduğunuz yaş ve koşullarda değişik tadlar alırsınız.
öyle lezzetler vardır ki;bir daha asla aynı lezzeti bulamazsınız.
gençlik yıllarınıza dönün şöyle bir.
bekar evinde dostlarınızla yediğiniz garibim yağda yumurtanın tadını hatırlayın.
evlendikten sonra,hatununuz yumurtayı altın tepsi içinde de getirse,ı-ıhhh. O yumurtanın tadını yakalaymazsınız bir daha.
veya gecenin bir yarısı...
dert ortağınızla,hafiften çakırkeyf...
iki kadeh rakıdan sonra yürürken küçükesat dörtyoldan tepebaşına doğru...
sokaktaki tükürük köftecisinde,cebinizde kalan son üç kuruşla,çeyrek ekmek arası yediğiniz köfteyi.
veya soğuk bir kış gecesi...
ballıbabanın en zula köşesinde...
gecenin kör karanlığında yatmışsınız zulaya.
korsan afiş yapan yoldaşlarınızı korumak için nöbet beklerken...
yoldaşınızın evinden çıkmadan önce gizlice cebine koyduğu...
ve uztaıp bir tanesini size verdiği haşlanmış,tuzsuz patatesin tadını.
veya sevgilinizle gezerken...
son paranız ile otobüse binmek yerine,karnınızı doyurmak adına aldığınız...
ve sonra bahçelievlerden seyranbağlarına kadar el ele tutuşup yürüyerek yediğiniz simitin tadını.
veya zafertepeden aşağıya doğru kaçarken polisten...
sizi saklamak için evine alan,hiç tanımadığınız hayriye teyzenin...
çayla birlikte zorla yedirdiği peynirli poğacasının tadını.
Veya gecekondunuzun arka bahçesinde...
karın üzerinde,kirli paslı iki kırık kiremit üzerinde...
yarım şişe rakı eşliğinde...
”bu kız beni sevmiyor be dostum” muhabbeti eşliğinde...
esat pazarından alınmış,yarı temizlenmiş hamsinin lezzetini.
veya hapisten çıkıp eve geldiğiniz sabahı...
annenizin,”hadi ye benim tosunum” diye ürkek,kaygılı,uykusuz gözlerle başınızı okşayarak...
önünüze koyduğu bir tas mercimek çorbasının sıcaklığını.
bunların her biri...
sıcak dostlukların,sevginin,umudun,umutsuzluğun,aşkın,sevdanın,hüznün,mutluluğun,dostluğun...
paranın,parasızlığın,gülümsemenin,çaresizliğin yaşanmış tadlarıdır.
tekrar elde etmeniz ise...
mümkün değildir.
bir de tam tersine...
yaşadıkca,yaşandıkca artan lezzetler vardır.
pilav mesela.
şu bildiğimiz pilav.
ölüyorum deseniz...o pilavı yapamazsınız.
eş olmadan,anne olmadan,kaynana olmadan,nine olmadan.
bir nineler yapar,o lezzet ötesi pilavı.
çünkü pilav...
sevgi ister...
emek ister...
paylaşım ister.
annaniz haftasonu yemeğe çağırır sizleri.
“oğlum çok özledim hepinizi,bak akşam kardeşlerin de gelecek,hep beraber yemek yiyelim.”
tüm aile buluşur yemekte.
ana bir pilav yapmıştır...of of of ki... ne of.
içinde,ihtiyar kocaya duyulan minnet vardır.
oğullarına,kızlarına duyulan hasret vardır.
gelinlere inat, ”ben daha ölmedim” mesajı veren...
yetmişinde bile yaşama dört elle sarılış vardır.
torunlara duyulan sevgi ötesi bişey vardır.
yalnız olmadığını bilmenin sevinci vardır.
ayakta olmanın... “şükür bu günlere tanrım” teşekkürü vardır.
yaşlanmışlık...ama çoğalmışlık vardır.
o pilavın içinde...bir ömür vardır.
e biraz da fesat vardır tabii.
nasıl olmuş aslanım diye habire sordukca ana...
ellerine sağlık anacım dediğinizde...
"sen özlemişsindir benim pilavımı...ye tosunum ye" derken...
geline yapılan nazire vardır.
akşam eve dönüşte kavga vardır.
yemek ten sonraki gün annenin telefonla oğlunu arayıp...
pilav yüzünden kavga edip etmediklerini çaktırmadan sorması vardır.
aslında hiç gerek yokken...
oğlunu sahiplenmesi...gelinine gol atmanın tuhaf tadı vardır.
ertesi gün...ne var yemekte hayatım dediğinizde...
"git anan sana pilav yapsın" kızgınlığı vardır.
üç gün yemek yüzünden küs olmak vardır.
şaka gibi değil mi...
ama aynen böyle.
pilav bunların hepsini yapmaya muktedirdir.
ama bu pilavı yapmaya...
sadece anneler,anneanneler muktedirdir.
işte bu yüzden,o pilavın lezzeti;lezzet ötesidir.
bunun bir sonraki adımı...
bir sonraki adımı yok.
o adım...ne yazık ki bu hayattan göçüştür.
o yüzden...
anne değilseniz,anneanne değilseniz eğer.
denemeyin hiç lezzet ötesi pilav yapmayı.
daha vaktiniz gelmedi...
daha o kadar yaşamadınız...
daha o kadar çok biriktirmediniz...
daha o kadar çok değilsiniz...
henüz anneniz,anneanneniz hayatta ise eğer...
şükredin.
ve annenizin pilavının tadını çıkartın.
bir daha bulamayabilirsiniz.
Hamdi ÖZGÜN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder