dört yaşındaydı.
akşam kreşten aldığımda...
daha önce hiç olmadığı kadar üzgün görünüyordu.
-günün nasıl geçti ?
-sıkıcı
-oysa eğlenceli bir yere benziyor kreşin.
-artık eğlenceli gelmiyor bana.
-bişey mi oldu?
-egem bana tokat attı.
-hımmm...neden?...anlatmak istermisin?
-arkadan yaklaşıp onu yanağından öptüm.
-o ne yaptı?
-döndü ve bana tokat attı.
bu arada istem dışı olarak elini yanağına götürmüştü.
bir kelime daha etsem ağlayacaktı.
bir an içim cız etti.
kızı o an elime geçirsem boğabilirdim.
ama öfkemi yenmeyi ve işin aslını öğrenmeliydim.
sarıldım.
hadi şimdi eve gidelim,orada konuşuruz dedim.
içeri girdiğimizde annesi de farketmişti tuhaf bişeyler olduğunu.
oğlum görmeden hafifce sus işareti yaptım annesine.
hiç bişey olmamış gibi davranıyorduk.
odasına çıktı.
ben de annesine durumu anlattım.
nihayet yemek için oturduğumuzda konuyu tekrar açtım.
-mert bugün neden öptün egemi?
-arkadaşım bir haber vermişti.
ben de o habere çok sevinmiştim.
sevinçten öptüm.
-neydi bu haber?
-haftasonu buluşmamıza izin vermişti annesi.
-anladım.
yani sen çok sevindin.
sevincini paylaşmak için gittin egemi aradın buldun.
sonra da onu öptün.
öyle mi?
-hayır ben onu aramadım.
zaten hemen arkamdaydı.
döndüm ve onu öptüm.
-peki sonra ne oldu?
-o bana kızgın kızgın bakmaya devam etti.
-sen ne yaptın?
-ben de ona üzgün üzgün baktım.
sonra kızgınca gidip öğretmene şikayet etti beni.
-hiç bir şey demedi mi?
-kötüsün dedi.
üzülmüştüm.
üzüntüm yediği tokat nedeniyle değildi.
yaşadığını henüz anlayamadığı için...
bununla nasıl baş edeceğini bilememesine...
çaresizliğine üzülmüştüm.
biraz ortamın havası dağılsın diye...
-gördün mü bak...
hayattan ilk dersini almış oldun.
demek ki...her kuşun eti yenmezmiş oğlum.
diyerek salakça bir espiri yapıp ardından da gevrek gevrek güldüm.
-ama egem kuş değil ki.
diyerek suratını asıp masadan kalktı.
daha da fazla kafasının karışmasına neden olduğum için...
yaptığım espiriye kızmıştım.
şimdi işin yoksa bir taraftan gönlünü al...
diğer taraftan yapılan espirinin...
bir deyim olduğunu açıklamaya çalış.
neyse ki anne devreye girmişti.
ona yarın gidip egem den özür dilemesi gerektiğini filan anlatıyordu.
ben başka boyuta geçmiştim.
anlatamadığın duygu...
duygu değildir.
anlaşılmak ise...
hissetmekten geçer.
eğer karşındaki seni hissetmiyorsa...
ne seni...
ne de duygularını anlayabilir.
yazı tura oynuyorsunuz.
parayı karşındaki atıyor.
sen...
tura dedin.
para atıldı.
havada döndü döndü döndü...
yere düştü.
yazı geldi.
sen...
aslında içimden yazı geçiyordu...
ama ne olduysa son anda ağzımdan tura çıktı.
dedin.
ve çırılçıplak durdun karşısında.
yapabileceğin hiç bir şey yok.
karşı tarafın seni hissedip...
anlamasını bekmekten başka...
yapabileceğin hiç bir şey yok.
yukarıda yaradan.
karşında seni anlamasını beklediğin insan.
ve tam ortanızda...
eline alıp...
önüne koyduğun yüreğin.
ya üzerine basıp çekip gidecek...
ya da eline alıp yüreğini...
olması gereken yere tekrar koyacak.
o andan itibaren senin yapabileceğin hiç bir şey yok.
uzatmışsın boynunu giyotine.
düşmesini bekliyorsun.
karşı taraf muhtemelen...
iki farklı davranış biçimi sergileyecektir.
hastir lan!
tura dedin...yazı geldi.
kıvırma şimdi.
yani bıraktı giyotinin ipini.
boynundan kopardı seni.
ya da...
gerçekten içinden yazı geçirmişsindir.
ama tura çıkmıştır ağzından.
boşver dostum.
oyun bu.
ben sana inanıyorum.
yüreğinin tekrar atmaya başladığını görürsün.
senin çırılçıplak önüne koyduğun yüreğini...
alıp olması gereken yere koymuştur karşındaki.
hissetmektir bu.
bütün deliller aleyhine olduğu halde...
“ben yapmadım” diyorsa sevdiğin...
yürekten inanmaktır.
hastir lan!
diyerek giyotinin ipini bırakma sakın.
yapacaksa...
bırak cellat yapsın bu işi.
ne demiş pir sultan...
“ille dostun gülü yaralar” beni.
bak oğul...
ikili ilişkilerde aslolan...
asla anlaşmak değildir.
tıpkı evliliklerde “mantık evliliği” gibi birşeyin olmadığı gibi.
ikili ilişkilerde duygular önemlidir.
doğru.
ama ikili ilişkilerde aslolan...
hissetmektir.
hissetmediğin insanla...
yüreğinle sevişemezsin.
hissetmediğin insana...
duygularını anlatamazsın.
hissetmediğin insanla...
gerçek anlamda anlaşamazsın.
hissetmediğin insanı...
ancak idare edersin...
anlayamazsın.
üzülme.
henüz çok küçük yaşlarda yaşadın sen bu olayı.
ne senin egemi...
ne de egemin seni hissetmesini beklemiyorum.
sana...
büyüdüğünde...
arkasından sarılıp öptüğünde...
daha arkasını bile dönmeden...
senin öptüğünü hissedip...
mutlu olacağınız aşklar diliyorum.
gözlerinden öpüyorum.
Hamdi ÖZGÜN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder